fbpx

118 Yaşındaki ninemiz

yasli_kadin_duaGeçenlerde Star Tv’de rastladım, geçenlerde dediğime bakmayın, bir iki sene olmuştur en az.

Türkiye’nin yaşayan en yaşlı kadınıymış, 118 yaşındaymış, ninemize mikrofon uzatıyorlar,

– Ninecim, nasıl geçti 118 yıl, bize anlatır mısın biraz?
– Valla kızım ne zaman geçti, nasıl geçti bende bilmiyorum, su gibi akıp gitti 118 yıl, hiç bir şey anlamadım…

Michel Siffre diye birini hiç duydunuz mu? Fransız bir mağara bilimci, hayatını mağaraları incelemeye adamış bir bilim adamı.

Kafayı “bir insan uzun süre karanlık bir mağarada yaşayabilir mi? Yaşarsa ne olur?” gibi sorulara takmış ve bunları araştırırken tesadüfen çok ilginç bir keşifte bulunmuş.

Michel Siffre yanında zamanı gösteren hiç bir aygıt olmadan, sadece bol bol konserve ve su alarak 130 metre derinliğinde, zifiri karanlık bir mağaraya giriyor. Amacı orada 1 ay geçirmek ve bunun insan bedenindeki etkilerini incelemek.

Kendi biyolojik saatinin hesaplarına göre bir ay sonra dışarı çıkıyor, ancak çıktığında büyük bir sürprizle karşılaşıyor, mağarada geçirdiği zamanın aslında tam 62 gün olduğunu anlıyor.

Daha sonra bu deneyden yola çıkarak bilim dünyasında zaman kavramı üzerine bir çok deneyler yapılıyor ve şu sonuca ulaşılıyor:

İnsan beyni bir önceki an’la aynı olan zamanları kaydetmiyor, zaten kaydedecek bir şeyde yok, her şey birbirinin aynıysa, bugün yaşadığınız gün ile dün aynıysa neyini kaydedecek ki?

Yani sizi şimdi üzerinizde saat olmadan zifiri karanlık bir odaya koysak ve buradan tam 24 saat sonra çıkacaksın desek muhtemelen siz oradan 2 gün sonra çıkacaksınız ama bir gün geçti sanacaksınız.

Çünkü beyin bir öncekinin aynısı olan bilgiyi kaydetmez, boş geçer…

Şimdi gelelim 118 yaşındaki ninemize, ninemiz Anadolu’nun bir köyünde doğuyor, çocukluğu ve gençliği aynı köyde geçiyor, aynı köyde evleniyor, aynı köyde anne oluyor, istisnai bir kaç durum dışında köyünden hiç çıkmıyor, aynı köyde nine oluyor, bütün yaşamı 100 dönümlük bir coğrafya üzerinde geçiyor. Ufak tefek farklıklılar dışında neredeyse ömrünün her günü bir önceki günüyle aynı.

Şimdi 118 yıl nasıl geçti dediklerinde ise anlatacak bir şey bulamıyor çünkü beyninin kaydettiği bilgi çok az.

Bir de şöyle düşünelim;

Bir kadın var, bu kadın Anadolu’nun bir kasabasında doğuyor, 18 yaşında okumak için büyük şehre geliyor, okul için bir kaç yıl burada yaşıyor, farklı insanları ve farklı kültürleri ilk olarak burada tanıyor, sonra başka şehirden birini seviyor, evleniyor, o şehre yerleşiyor, bir çok iş yerinde çalışıyor, dönem dönem yurt dışına çıkıyor hatta belki bir süre yurt dışında yaşıyor, otuzlu yaşlarda meslek değiştiriyor, bambaşka bir sektöre geçiyor, kırklı yaşlarda boşanıyor, sonra başka birini seviyor, bambaşka bir insanla bambaşka bir hayat yaşamaya başlıyor, hayatı boyunca bir çok kereler farklı farklı işler yapıyor, farklı farklı hayatlar yaşıyor, farklı farklı bir çok deneyimler yaşıyor. 60 yaşına geldiğinde ise emekli oluyor ve köyüne geri dönmeyi oraya yerleşmeyi tercih ediyor.

Acaba aynı muhabir arkadaşımız bu kadına mikrofonu uzatsaydı ve “teyzecim nasıl geçti 60 yıl” deseydi sizce nasıl bir cevap alırdı?

Bence bu kadının cevabı şöyle olurdu, “nasıl anlatayım nereden başlayayım bilmiyorum kızım, o kadar çok şey yaşadım ki…”

Yaşı ninemizin yaşının yarısı, peki yaşadıkları..?

Öyleyse ne kadar uzun yaşadığımız mı önemli ne kadar dolu yaşadığımız mı?

Aslında her yeni gün bizim için farklı bir gün ve farklı deneyimlerin kapısını açıyor, aslında her gün yeni ve farklı biri olabiliriz ama biz daha güvenli ve alışılmış olduğu için hep aynı kişiyi olmayı seçiyoruz.

Çocukluğumda ve gençliğimde büyüklerimden hep şunu duydum,

“Gençliğinizin kıymetini bilin evladım, ömür çok hızlı akıp geçiyor, biz bilemedik ama siz gençliğinizin kıymetini bilin…”

İşte o gün karar vermiştim, ben yaşlandığımda torunlarıma bunları söylemeyecektim…

Önünüze yeni ve farklı bir seçenek geldiğinde cesur olun, bunu bir fırsat olarak değerlendirin, farklı hayatlar, farklı işler ve mümkünse farklı coğrafyalar deneyimleyin,

70 yaşına geldiğinizde torunlarınıza;

“Ben gençliğimi de olgunluğumu da doya doya yaşadım, her yaşın tadı ayrı güzeldi ve hepsini de tattım, ben ömrümün kıymetini bildim, sizde bilin” diyebilmek için içinde bulunduğunuz ve alıştığınız o kutunun dışına çıkmaktan korkmayın.

Sevgiyle kalın… 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir